Kartel kurup, emisyon ve yakıt verimliliği ile ilgili yeni kurallara uymayı erteletme, uygulamanın zamanlamasını ve yeni teknoloji ile üretilen (Euro3 vb) kamyonların fiyatını aralarında anlaşıp, yukarıya çeken Avrupalı kamyon üreticileri gündemde. 2011 yılında ofisleri basılana kadar, 1997-2011 yillari arasında Kartelin faal olduğu ifade ediliyor. DAF, Iveco, Daimler, Scania, Volvo, Man ve onun sahibi olduğu Renault şirketleri ise suçlamaları kabul etmiyorlar. Avrupa pazarında Amerikan ve Asya'lı üreticilerin bulunmaması anlaşılan işlerini kolaylaştırmış. Tabii bu da, başka bir anlaşmanın parçası olabilir.
Buna rağmen bu üreticiler, kartel suçlamasına karsşı olası ceza ve hukuk giderleri için ayırdıkları karşılığı ciddi oranda yükseltmişler. Mesela Daimler bu iş için €600 milyon, Volvo €490 milyon karşılık ayırmış. Belli ki ciddi cezalar alma olasılıkları var.
Avrupa'da Amerika'da olanlar geç de olsa ortaya çıkıyor ve suçlular cezalandırılıyor. Bizde ise bunlar gündeme bile gelmiyor. Yani politikacılar bu kadar yolsuzluğa batmış iken, altındaki bürokrasi ve cevval yabancı şirketlerin veya maden ve inşaat şirketlerinde gördüğümüz gibi bir çok etik dışı işadaminin cirit attığı ülkemizde bunların temiz olduğunu mu düşüneceğiz?
Tüm dünyanın, bizimse, herkesten fazla arınmaya ihtiyacımız var. Türkiye'nin 2015 yılında başkanlığını yürüteceği G20'nin en önemli gündem maddesinin Yolsuzlukla Savaş olması ilahi adalet mi?