Kalifornia’da dört yıldır süren kuraklık, Filipinler’de peş peşe
gelen tayfunlar ve daha geçen hafta, İzmir’de, 62 yılın en yüksek günlük yağışının
sadece yarım saat içinde düşmesi, yaşanılan iklim olaylarından sadece birkaçı. İklimdeki
bu değişmeler, artık şirketleri ilgilendiren bir boyut kazandı. İklim olayları
nedeniyle, sigorta şirketlerinin yüksek hasar bedeli ödemeleri, susuzluktan
üretim aksaması, girdi temin edilen yerlerde yaşanan aşırı iklimsel felaketler
nedeniyle üretim aksamaları şeklinde yaşanılan iklim değişiliğinin etkileri, iş
dünyasını harekete geçirmiş durumda.
Geçen hafta 20-21 Mayıs'da, Paris'de, Uluslararası Ticaret Odası
gibi iş dünyasının önde gelen kuruluşlarının düzenlediği, İş Dünyası ve İklim
Değişikliği konulu bir konferans gerçekleşti. Toplantıda, bu yıl Aralık ayında iklim
değişikliğini önlemek – yani, küresel ısınmayı 2 derecede tutmak- için ülkeleri
bağlayıcı bir anlaşmanın imzalanmasının beklendiği Birleşmiş Milletlerin zirvesi
öncesinde, iş çevrelerinin nabzı tutuldu.
Özel sektörden, 6 milyon şirketi temsil eden ulusal ve uluslarası 25
kuruluş, Unilever, Total, RWE,
Carrefour ve benzeri onlarca büyük şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve
CEO’su ile yüzlerce şirket temsilcisinin, katıldığı toplantıda, şirketler, iklim
değişikliği ile mücadele konusunda görüşlerini ifade ettiler.
Statoil, Glencore, Total gibi büyük petrol, kömür, doğal gaz
üreticileri dahil, bütün şirketlerin tepe yöneticileri, atmosfere karbon salmanin bir bedelinin
olmasi gerektiğinin altini çiziyorlar. Salınan karbon dioksitin iklim
değişikliğinin ana sebebi olması ve önlenmesine destekleri yanında, bütün
firmalar, gelecek için "öngörülebilirliğin" önemini vurguluyorlar. İşadamlarının
politikacılardan en önemli taleplerinin, bu konularda gelecek için açık,
istikrarlı ve öngörülebilir mevzuatın geliştirilmesi ve uygulanması olduğunu
tekrar tekrar ifade ediyorlar. OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, karbon bedeli
için, "emisyonların kafasına kocaman bir sopayla vurun" çağrısı yaptı.
Toplantya katilanlar arasinda gerçekleştirilen elektronik bir ankette,
katılımcıların 2020 için bekledikleri karbon bedeli 40 $/tonun biraz üstünde,
2030 için de, 100 $'in üstünde çıktı.
Karbon salmanın bedelinin ödenmesinin yaısıra, herkesin hemfikir
olduğu diğer bir konu, yıllık $5.3 trilyona ulasmış olan fosil yakıt sübvansiyonlarının
kaldırılması. Bir tarafta karbona bedel ödenmesi konuşulurken diğer tarafta
sübvansiye edilmesi saçmalığına son verilmesi istendi. Bunun pek çok ülke,
şirket ve tüketiciyie önemli etkisi olması bekleniyor
İklim değişikliği ile mücadelede öne çıkan bir üçüncü konu, düşük
karbonlu yaşam için, başta enerji, ulaştırma, tarım ve konutlar için yeni
teknolojilerin geliştirilmesinin desteklenmesi olarak ortaya çıkıyor. Firmalar
bu konudaki çalışmalarından örnekler verdiler. Mesela Nike'in üzerinde
çalıştığı, susuz tekstil boyama teknolojisi, önemli bir yenilik olarak
önümüzdeki dönemde kullanıma girecek.
Toplantıda konuşan bütün firmaların tepe yöneticileri, iklim değişikliğinin
yarattığı tehlikeleri kavramışlar, ve tedbir alıyorlar.
Bu toplantidan sadece bir gün önce Berlin’de ülkelerin Paris Iklim
Anlasmasi hazirlik toplantisinda, Alman Basbakani Merkel ile, 21. yy. sonunda sıfır
karbon emisyonu için çalışacaklarını ilan etmiş olan François Hollande,
toplantının en kıdemli konuşmacısı idi. Hollande, imzalanması beklenen Paris
İklim Anlaşması ile, ulaştırmada, üretimde, enerjide, şehirlerin yapımında
devrime yol açılacağını ifade ediyor. Düşük karbonlu hayata geçişi finanse
edecek gerekli fonlar için, G20 mali sektörün üstüne düşeni yapacağına
inandığını belirtti. Bununla Hollande, gerçekten Paris’deki anlaşmanın
önündeki en büyük engellerden biri olan iklim fonuna zengin ülkelerin katkı
yapması beklenen 100 milyar doların finansmanı sorununun çözülebileceği hakkında
önemli bir ipucu verdi.
Toplantıda, Çin Devlet Şebeke Şirketinin YK. Başkanının, 2016 başında
Çin'de dünyanin en büyük karbon sınırlama ve ticareti uygulamasının başlayacağı
ve bu amaçla yapılan çalışmalar hakkındaki sözleri, bugüne kadar yapılan tenkitlerin
aksine, Çin'in iklim değişikliğine karşı tedbir alma konusunda pek çok ülkeden
önde olduğunu gösteriyor.
Paris’deki toplantı, yıl sonunda yine Paris'de
yapılacak toplantıda, ülkeleri bağlayıcı bir iklim anlaşmanın, şirketler
tarafindan desteklendiğini ortaya koydu. Bir konuşmacı gelecek için şu kritik
tesbiti yaptı: “iklim değişikliğine karşı tedbir konusunda, Amerika ile Çin anlaştığına
ve önderlik yaptıklarına göre, anlaşma imzalanmasa da, düşük-karbon için artık değişim
başlamıştır”.