Friday, May 29, 2015

İş Dünyasının İklim Değişikliğine Bakışı

Kalifornia’da dört yıldır süren kuraklık, Filipinler’de peş peşe gelen tayfunlar ve daha geçen hafta, İzmir’de, 62 yılın en yüksek günlük yağışının sadece yarım saat içinde düşmesi, yaşanılan iklim olaylarından sadece birkaçı. İklimdeki bu değişmeler, artık şirketleri ilgilendiren bir boyut kazandı. İklim olayları nedeniyle, sigorta şirketlerinin yüksek hasar bedeli ödemeleri, susuzluktan üretim aksaması, girdi temin edilen yerlerde yaşanan aşırı iklimsel felaketler nedeniyle üretim aksamaları şeklinde yaşanılan iklim değişiliğinin etkileri, iş dünyasını harekete geçirmiş durumda.

Geçen hafta 20-21 Mayıs'da, Paris'de, Uluslararası Ticaret Odası gibi iş dünyasının önde gelen kuruluşlarının düzenlediği, İş Dünyası ve İklim Değişikliği konulu bir konferans gerçekleşti. Toplantıda, bu yıl Aralık ayında iklim değişikliğini önlemek – yani, küresel ısınmayı 2 derecede tutmak- için ülkeleri bağlayıcı bir anlaşmanın imzalanmasının beklendiği Birleşmiş Milletlerin zirvesi öncesinde, iş çevrelerinin nabzı tutuldu.

Özel sektörden, 6 milyon şirketi temsil eden ulusal ve uluslarası 25 kuruluş, Unilever, Total, RWE,  Carrefour ve benzeri onlarca büyük şirketin Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su ile yüzlerce şirket temsilcisinin, katıldığı toplantıda, şirketler, iklim değişikliği ile mücadele konusunda görüşlerini ifade ettiler.

Statoil, Glencore, Total gibi büyük petrol, kömür, doğal gaz üreticileri dahil, bütün şirketlerin tepe yöneticileri, atmosfere karbon salmanin bir bedelinin olmasi gerektiğinin altini çiziyorlar. Salınan karbon dioksitin iklim değişikliğinin ana sebebi olması ve önlenmesine destekleri yanında, bütün firmalar, gelecek için "öngörülebilirliğin" önemini vurguluyorlar. İşadamlarının politikacılardan en önemli taleplerinin, bu konularda gelecek için açık, istikrarlı ve öngörülebilir mevzuatın geliştirilmesi ve uygulanması olduğunu tekrar tekrar ifade ediyorlar. OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, karbon bedeli için, "emisyonların kafasına kocaman bir sopayla vurun" çağrısı yaptı. Toplantya katilanlar arasinda gerçekleştirilen elektronik bir ankette, katılımcıların 2020 için bekledikleri karbon bedeli 40 $/tonun biraz üstünde, 2030 için de, 100 $'in üstünde çıktı.

Karbon salmanın bedelinin ödenmesinin yaısıra, herkesin hemfikir olduğu diğer bir konu, yıllık $5.3 trilyona ulasmış olan fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması. Bir tarafta karbona bedel ödenmesi konuşulurken diğer tarafta sübvansiye edilmesi saçmalığına son verilmesi istendi. Bunun pek çok ülke, şirket ve tüketiciyie önemli etkisi olması bekleniyor

İklim değişikliği ile mücadelede öne çıkan bir üçüncü konu, düşük karbonlu yaşam için, başta enerji, ulaştırma, tarım ve konutlar için yeni teknolojilerin geliştirilmesinin desteklenmesi olarak ortaya çıkıyor. Firmalar bu konudaki çalışmalarından örnekler verdiler. Mesela Nike'in üzerinde çalıştığı, susuz tekstil boyama teknolojisi, önemli bir yenilik olarak önümüzdeki dönemde kullanıma girecek.

Toplantıda konuşan bütün firmaların tepe yöneticileri, iklim değişikliğinin yarattığı tehlikeleri kavramışlar, ve tedbir alıyorlar.

Bu toplantidan sadece bir gün önce Berlin’de ülkelerin Paris Iklim Anlasmasi hazirlik toplantisinda, Alman Basbakani Merkel ile, 21. yy. sonunda sıfır karbon emisyonu için çalışacaklarını ilan etmiş olan François Hollande, toplantının en kıdemli konuşmacısı idi. Hollande, imzalanması beklenen Paris İklim Anlaşması ile, ulaştırmada, üretimde, enerjide, şehirlerin yapımında devrime yol açılacağını ifade ediyor. Düşük karbonlu hayata geçişi finanse edecek gerekli fonlar için, G20 mali sektörün üstüne düşeni yapacağına inandığını belirtti. Bununla Hollande, gerçekten Paris’deki anlaşmanın önündeki en büyük engellerden biri olan iklim fonuna zengin ülkelerin katkı yapması beklenen 100 milyar doların finansmanı sorununun çözülebileceği hakkında önemli bir ipucu verdi.

Toplantıda, Çin Devlet Şebeke Şirketinin YK. Başkanının, 2016 başında Çin'de dünyanin en büyük karbon sınırlama ve ticareti uygulamasının başlayacağı ve bu amaçla yapılan çalışmalar hakkındaki sözleri, bugüne kadar yapılan tenkitlerin aksine, Çin'in iklim değişikliğine karşı tedbir alma konusunda pek çok ülkeden önde olduğunu gösteriyor.

Paris’deki toplantı, yıl sonunda yine Paris'de yapılacak toplantıda, ülkeleri bağlayıcı bir iklim anlaşmanın, şirketler tarafindan desteklendiğini ortaya koydu. Bir konuşmacı gelecek için şu kritik tesbiti yaptı: “iklim değişikliğine karşı tedbir konusunda, Amerika ile Çin anlaştığına ve önderlik yaptıklarına göre, anlaşma imzalanmasa da, düşük-karbon için artık değişim başlamıştır”.

Monday, May 11, 2015

Kuraklık- Kalifornia Bitiyormu?

Önceki haftasonu NY Times Pazar ekinde Kalifornia'daki kuraklık hakkinda uzunca bir yazı çıktı, Kalifornia'nin sonu mu geliyor? diye. Bizler için de önemli olan su konusunda yazıdan bir kaç tesbit:

- Kalifornia'da kuraklık 4. yilinda. Ayrıca göller ve rezervuarlarda bir yıllık su kaldığı söyleniyor
- 1200 yıldır böyle bir kuraklık olmamış
- Bunun "megakuraklıklar"ın başlangıcı olmasından korkuluyor. 
- Kalifornia'da, eyalette harcanan suyun %80'inin tarımda kullanıldığını herkes öğrenmis.
- 1 milyon dönüm sulanabilir verimli tarım alanı su kıtlığından ekilmemiş, nadasa bırakılmış. Yazılan zarar: 2 milyar dolar. Bu yıl 1.5 milyon dönümün daha devre dışı kalması bekleniyor
- Kalifornia'lılar bir badem tanesi yetiştirmek için 4 litre su kullanıldığını öğrenmişler
- Suyu, pirinç, badem, yem bitkileri gibi ürünlerin yetiştirilmesine harcayıp, onların da ihraç edilmesi büyük tepki alıyormus. (Türkiye de Kalifornia'dan badem ithal ediyor)
- Şehirlerde su tasarrufunda epey mesafe katedilmiş. Valinin su tüketiminin %30 azaltılmasi kararı işin ciddiyetini tüketicilere anlatmış. Duşlarin süresi kısalmış:)
- San Fransisco Belediye Başkanı, önümüzdeki 10 yılda, atık suların tekrar kullanılması ve su tasarrufu ile şehirde su kullanımını %50 azaltmayı hedefliyor.
- Tarımın, eyalette gelirin sadece %2'sini, işlerin %3'ünü saılamasi, bazı insanların gözünde değerini azaltmış ve Kalifornia'da tarım için tehlikeye işaret ediyor. 

Saturday, May 9, 2015

Kartellere Ceza

Dünyada 2014 yılında, fiyat yükseltmek için kurulan kartellere verilen cezalar 5.3 Milyar dolara ulaşmış. Bu rakam, bir önceki yıl verilen rekor cezaların da %31 üzerinde. En yüksek ceza veren ülkeler:

- Brezilya $1.6 milyar. Sadece çimento şirketlerine verilen ceza $1.4 milyar. Türkiye'de de en çok       çimentocular ceza almıştır. Anlaşılan bu işin fıtratında var:)
- Fransa - $1.2 milyar, tek bir soruşturma
- Almanya - $1 milyar

$300 milyon üstünde ceza veren diğer ülkeler Amerika, Kore ve Japonya.

Bu işlerin konuşulduğu en popüler mekanlar lokantalarla kahveler imiş.

Bizde kirli işler çoğunlukla otellerde kotarılır ama anlaşılan dünyada pek öyle değil.
Küresel iş dünyası bu ay Paris'de, İş Dünyası ve İklim Zirvesi (*) adlı büyük bir toplantı gerçekleştirecek. İş dünyasından 1200 üst düzey yöneticisinin katılması beklenen, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Ticaret Odası tarafından desteklenen toplantıda, hükümetlere harekete geçmeleri için baskı yapması bekleniyor. Yıl sonunda Paris'de, BM'nin önderliğinde yapılacak ve bu konuda kapsamlı bir anlaşma imzalanması beklenen İklim Konferansı öncesinde hükümetlere çağrıda bulunmaya hazırlanıyorlar.

Zirve'de, Türkiye'de de faaliyette bulunan Scneider Electric CEO'su Jean-Pascal Tricoire, Unilever'in CEO'su Paul Polman ve Glencore petrol ve hammadde ticaret şirketi Glencore'un CEO'su Tony Hayward aktif çalışıyorlar ve öncü rol oynuyorlar.

Toplantı sonrasında, iş dünyasının üç konuda öneriler içeren bir deklarasyon yayınlamaları bekleniyor:
1. Hükümetlerin anlamlı (icabında can yakacak) ya karbon vergisi, ya da karbon sınırlama ve ticareti uygulaması getirmeleri. Bunun hem yeteri kadar yüksek, ama aynı zamanda firmaların bunu planlamalarına dahil edebilecekleri şekilde tahmin edilebilir olmasını istiyorlar. Mesela Shell firması, yatırımların fizibilite değerlendirmesini, ton başına 40 dolar karbon vergisi olduğu varsayımına göre yapıyor.
2. Şehirlerde bina ve ulaştırma yatırımlarının çok daha yeşil olması. Bu konuda yeterli akıllı ve yeşil teknolojiler var, ama kamunun bunları uygulaması, planlamalarına dahil etmesi lazım. 
3. Hükümetlere, enerji karması içinde yenilenebilir enerjinin daha fazla kullanılması için baskı yapılması.

Schneider Electric CEO'su Tricoire, "bugün geldiğimiz noktada artık petrol şirketleri ve enerji yoğun şirketler bile çok ciddi bir problemle karşı karşıya olduğumuzu kabul ediyorlar" diyor. Bu gerçekten, son yıllarda ciddi iş dünyasının, sorunun önemini kavradığını ve hükümetlere baskı yapılmasının gerekliliğini gördüklerini gösteriyor.

Darısı bizim politikacılarımızla iş dünyamıza.